a bag full of loot

god gave you a hand and you gave yourself a finger

level

Vücudumun verdiği tepkilere göre sinir, stres, kaygı, mutsuzluk, çaresizlik eşiğimi ölçebiliyorum.
Hiyerarşik bir sıralama vermeyeceğim size, bu benim küçük sırrım olacak. Ancak örnek vermek gerekirse…

Kilo veriyorsam başka bir seviyedeyiz,
Bayılıyorsam başka,
Sebepsiz yere burnum kanıyorsa başka,
Öfke patlamaları yaşıyorsam başka,
Dünyaya küsüyorsam başka,
Yataktan çıkamıyorsam başka,
Yaptığım hiçbir şeyden keyif almıyorsam başka,
Sadece televizyon seyredebilir hale geldiysem başka,
Hastalanıp duruyorsam başka,
Hiçbir şey yiyemiyorsam başka,
Sakinleştiriciler sayesinde güne devam ediyorsam başka,
Gece yarıları bir sakinleştirici iğne için acile götürülüyorsam başka,
Ağlayarak uyanıyorsam başka,
Ağlayarak uyanıp, ağlayarak giyiniyorsam başka,
Halisünasyonlar görmeye başlıyorsam başka,
Küçük çaplı panikatak ya da mani krizleri geçiriyorsam başka,
Bunlardan birkaçı aynı anda gerçekleşiyorsa başka…


Bugün burun kanaması seviyesine terfi ettim.
Sadece titrim değişti.
Maaşta bir değişiklik yok.

insana hep aynı siir yazıldı.

Hangi meydanda vurdular Leyla’yı

Hangi sefilin emriyle, hangi katil bastı tetiğe

Kaç dolara mâl oldu size Leyla’nın ölümü

Kaç günlük diplomasiye?

Babasından korkan Şeyda’yı

Hangi babası kadar herife verdiler

Hangi Allah’ın emriyle, hangi peygamberin kavliyle

Kaç liraya mâl oldu size Şeyda’nın ömrü

Kaç kuvvetli öküze?

 

Hangi şeytanın izinde gidersiniz

Soysuzu kim melek gösterir size

Küfür, kıyamet kopmuş diliniz

Hanginiz sallanacak adalet kulesinde?

 

Öyle çok söylendi, öyle çok söylendi ki

Öyle tekrara düştü ki bilhassa bu cümleler

Hanginiz ölmek istedi, başkası öldü diye?

Kaç şerefe mâl oldu size asırlık ayıplarınız

Kaç seri cinayete?

bes eylul iki bin on uc

İnsanın güçlü olabileceğinin değil belki ama

Her şeyi zamanla sindirip, öğütüp

Bir gün midesinde sancılar olmadan

Yalnızca sevgi ve gururla

Uyanabileceğinin kanıtı,

Benim.

9 yıldır bir yanım sonsuzluk,

Çocukluğum,

Yeşil dalım,

Kahramanlık şarkılarım.


-

Bana ailenin önemini

Sofi’nin seçimiyle

Sen öğrettin.

-

Ailemi gördün mü?
-

Yıldızlara selam.

-

Büyüdüm.

zamanin yenilenen tarafi

Kimse, kimseden daha büyük değildir.

Kimse, kendini kimseden daha küçük hissetmez.

Buraları böyle yaşken,

Biz duvar tepesinden yosun temizlerken,

Çoluk çocuğun, aptalın, zihinsizin önde gideni bizken,

Bir kendine farkındalıksızdık.

Şimdi kendine farkındalıksız değil miyiz yani?

Biliyor muyuz her şeyin doğru rengini?

-
Eski aidiyetsizliklerden kim kaldı?

Kim kalacak yenilenen zamanlarda baş ucunda?

-
"Lazım olunca gelirim."cilerdenim ben,

Gölge gibi kaçıp kurtulan,

Bağlasan durmazlardan,

Çok hızlı koşarak, ama çok çok hızlı koşarak

Atlarsa uçuruma,

Uçabileceğine inananlardanım ben.

-

Kimsenin ilk çalacağı kapı da olamayacak,

Kİmsenin son sözünü de duyamayacak,

Kimsenin kendisinden bir tık daha öne koyamayacağı

Cisimlerdenim ben.

-

Kendini tarife yatkınken ve

Zamanın yenilenen tarafına yatıkken zihin gemilerimiz,

Kendine farkındalıksızlık meltem olur, lodos olur, eserse fırtına olur,

Rotamız hep ilk ufka kaçar.

-

İkinci tercihlerle yedekler sizlerin kendi gerçekliğinde saklı kalır,

Vurmaz benim yelkenime.

-

Birileri hep duracak.

Ben hep gideceğim.

SEYLER

Tanıştık. Kalktık, gittik. Birimiz öldü, diğerimiz ölmedi. Bu hikayenin tamamı bu kadar.

Bu hikayenin devamına hiç gerek yok. Gereksiz de olsa bu hikayenin bir devamı var.

Hayatı öğrenmek için bu kadarını bilmemiz yeterli.

Şeyler ve şeylerin devam eden yankılarından oluşuyor, hayat.

İçinde bir tane adam ve bir tane kadın var.

Şeyler var.

Her Şey Adamın Hikayesi ve Hiçbir Şey Yapmayan Kadının Hikayesi.

Her Şey Adam ölürse, Hiçbir Şey Yapmayan Kadına ne kalır?

http://hicbirhersey.tumblr.com 

Bilseler

Bilseler aslında kim olduğumu, benden nefret ederler.
Kafamın içinden akıp geçenleri, kurabildiğim cümleleri, midemdeki hedefsiz, genelgeçer nefreti bilseler, benden nefret ederler.

Affetmenin erdem olduğu ve artık umursamamakla kardeş olduğu bir yerde aklımın cirit attığını bilseler, günü geçirerek kendime verdiğim zararın her santimetreküpünü içimde korkunç ağrılarla hissettiğim tüm saatlerde önceliklerimin ne kadar kısıtlı olduğunu bilseler, benden nefret ederler.

Ben kızgın demirlerden örülmüş bir kahkaha kalkanı içinde, kendimi yakar, başkasını savuştururken, elime geçecek ilk fırsatta dünyaya neler yapabileceğimi bilseler, benden nefret ederler.

İyi ki benim kadar keskin ve kendi küpüne zararlı birkaç tanesi hariç hiç kimse bilmiyor.

İyi ki bilmiyorlar kim olduğumu.

Nezaket

"Sizler,

Sıfatlarınıza ve sıfatsızlıklarınıza çok küçük gelecek, bizleri önce şaşkınlığa düşüren, daha sonra midemizdeki bulantı hissi ve yüzümüzdeki ekşimeye engel olmaya çalışmamıza sebep olan, herhangi bir sokak serserisinin, ayyaş bir babanın tek erdem olarak çalmayı, yalan söylemeyi ve çamura yatmayı miras bıraktığı sümüklü oğlunun, bilgiden, zekadan, ahlaktan, kültürden, insani duygulardan ve muhakemeden tamamen arınmış, yetiştiği kirli ortamın pasına bürünerek dünyaya, evrene ancak ve ancak zarar verebilecek herhangi birinin gösterebileceği bir tutum sergilediniz.

Sizin bu çirkin ve beklemiş çöp kokusuyla ciğerlerimizi dolduran tavrınız, yaptığınız aşağılık şeyler kadar ayıplanmayı gerektirse de biz nezaketen sizi aşağılamayacağız.

Yaptığınız aşağılık şeyler, bize ve güzel niyetli, ferah başlı, temiz kokulu insanlarımıza yaraşmamakla birlikte, bu seçilmiş, nadide kişilerden oluşan kendi içinde dağınık ve ancak bazı ilmekler sayesinde bağlantılı topluluğun huzurunu taciz edebilecek, manzarasını bozabilecek, erdemlerinden dizili kalitesini yerle bir edebilecek kadar zavallıca ve temyiz edilemez şeylerdir.

Sizden kibarca burayı terk etmenizi ve bu mahalleye bir daha gelmemenizi rica edeceğiz.

Alfred, şu orospu çocuklarına kapıya kadar eşlik et.”

A love letter

“Dear Useless Bastard,

While I’m writing these words to you, an antique Greek God-like creature is sleeping right next to me, with his one arm wrapped around my waist. The guy’s one of the best things that’s ever been designed by God or by genetics or by the flying spagetti or whatever you call it. The result is perfection made of flesh and bones.

We did it twice. He kissed my back tattoo, I shouted his name.

This is how it will be from now on. This is the closest you can ever get to me.

This is how it should have been.
I like real men now.

And I’m going to sleep now.

Fuck you, sincerely,

Not and never will be yours,

Me. “

tanri dedi ki

İyilik ya da kötülüğe inanmayanlar, kötülük yapanlar.

Cezaya ve ödüle inanmayanlar, ödül bulamayanlar.

Hak etmeye ve kazanmaya inanmayanlar, hak etmeyenler.

İnanmaya inanmayanlar, inanmayanlar.

Bir tek inanmaya inanmayanlar dürüst,

ve cennetin kapıları onlara galaksilerce açılacak.

-

Uydurdum, kimsenin bir şey dediği yok.

-

Farklı, diş dolduran, heyecanlandırıcı, kendine has bir şey arıyorum,

Yıllardır bunu arıyorum,

beni heyecanlandıracak bir şey arıyorum,

Ve her seferinde, ilk ışıklarına biraz kanıyorum şeylerin,

ama sonrasında,

hepsi birbirine benziyor,

hepsi sıkıcı.

-

Tek tasvir bu, sıkıcı.

Çok sıkıcısınız.

Sıkıldım.

Daha

Olmayan şeylerin özlemiyle yana yakıla döndük durduk.
Büyük baş dönmeleri eşliğinde uğurlansak ne fayda, biz daha fazlası olmayı beceremeyecek kadar acizdik asırlardır.

Hoyratça kullandık ciğerlerimizi, midemizi. Hoyrat davrandık kendimize, herkese biraz, ama en çok kendimize.

Çok zayıf bir insanım ben, duygusal manada.

Bir kedisiz, annesiz, babasız kalsam hemen tüyerim aranızdan.

Oysa son damlasına kadar kullanmaktan çekinmedim bu bedeni, sorumsuzca ve saygısızca yıprattım.

Sevgi dilenmekten, her tekmeyi hak eder haldeyiz, ve yabani bir hayvan gibi saldırganlaşıyoruz dövüldükçe.

Herkese biraz, ama en çok kendimize karşı ayıp üstüne ayıp ediyoruz.

Daha istiyorum, istiyoruz. Daha.

Daha fazla verecek bir şeyi kalmıyor içimizdeki arsız dilencinin,

ve yediğimiz her tekme için bir kez de biz kan gölüne çeviriyoruz ciğerlerimizi.

Bu pislik bize yetmiyor, daha derine gidiyoruz, daha içeri.

Mutlu olmak rüyaları peşinde doğayı hiçe sayıyoruz.

Tarih bizden eskiyse, bir bildiği vardır.

Dahasını vermedi kimseye tarih.

Olup olacağı bu kadar pislik.

Dahası bize gelmez.